Diyanet Dergi

Sohbet Adabı: Dinlerken ve Söylerken…

Sümeyra Çelik

DİTİB Hannover Merkez Camii Din Görevlisi 

Edep insanın iç fotoğrafıdır. Kişinin ahlak dünyasını yansıtır. Adap ise bu ahlakın her hâle sirayet eden çeşitliliğine denir. İslam medeniyetinde her şeyin bir usulü yani adabı vardır. Bu günlerde yöntem-teknik diye adlandırılan usul, kadim geleneğimizin yapı taşlarından birini oluşturur. Asırlardır titizlikle yürütülmüş ve sonuçları tecrübe edilmiştir. Kültürümüzde yeme içmeden yatıp uyumaya, oturup kalkmadan gezip görmeye kadar her hâl için pratik ve fıtri usuller geliştirilmiştir. Dinî yaşantıyı hayatta görünür kılmak için ilk dönemden itibaren devam eden sohbet geleneği de bundan bigâne değildir. Sohbet, dinleyenler ve söyleyenlerden oluşan çift kutuplu bir yapıdır. Dinî sohbet denildiğinde ise kastedilen hatip, muhatap ve hitaptan oluşan tebliğdir. Birbiriyle bağlantılı bu kavramlar belli bir usulle yani adapla yapılır.

Muhatap Açısından Sohbet

Sohbet kavramı, “birine/bir şeye eşlik edip asla ondan ayrılmayan, ilgili” manalarına gelir. Yani hâlimizden, tavrımızdan ayrılmayan, bizi terk etmeyen güzel ahlaki özelliklerimizdir. Hz. Muhammed’in (s.a.s.) etrafında onun davasına gönül veren insanlara sahabe denmesi, kelimenin bu yönüyle olsa gerektir. Böylece sahabe, Resulüllah’a (s.a.s.) eşlik eden, asla ondan ayrılmayan ve gösterdiği yola ilgili olanlara verilen özel ad olmuştur. Peygamber’in (s.a.s.) dizinin dibinde yetişen, sohbetinde bulunmuş bu insanlar, en güzel hatibin tedrisinden geçmişler ve bu örnekliği sonraki nesillere sohbetleriyle aktarmayı görev addetmişlerdir.

İslam’ın ilk yıllarında Medine’de Resulüllah’ın (s.a.s.) sohbetinde bulunanlar, başlarının üstünde bir kuş varmış ve kımıldarlarsa uçacakmış gibi bir hassasiyetle Resulullah’ı (s.a.s.) can kulağı ile dinlerlerdi. Esasında bu manzara, anlamanın da can kulağı ile dinlemekten geçtiğine yeni etkin dinlemeye örnektir. Zira sahabeden rivayetle gelen hadislerin nasıl dikkatli dinlemeyle zabt edildiği bunun delilidir. Dolayısıyla sohbet esnasında hatibe odaklanıp dinlemek hem adaba uygun,  nebinin onayladığı bir metottur hem de konunun daha doğru anlaşılmasını sağlar. Bu tavır sohbet adabının ilk maddesi olarak sayılabilir.

Etkin dinlemeye bir örnek de “Kur’an okunduğu zaman ona kulak verip dinleyin ve susun ki size merhamet edilsin.” ayetidir. (A’râf, 17/204) Ayette merhametten pay almanın gerekçesi olarak dinlemek ve sessiz olmak gösterilir.

İnsanoğlunun bedeninde mesafe olarak birbirine yakın uzuvlardan kulak ve ağız, kimi zaman birbirinden bağımsız çalışır. Büyüklerimizin, “Ağzından çıkanı kulağın duysun.” ihtarı buna dikkat çeker ve pek manidardır. Kişinin en az kendisini duyduğunu ima eden bu atasözü hele başkasını dinlerken takınmamız gereken titizliği de zımnen anlatır gibidir. Sohbette de mesafe kısa olsa da istenilen mesaj bazen kulağa dolayısıyla idrake ulaşmaz. Bu manada etkin dinlemek, yanlış anlamalara sebebiyet vermemek için hayati öneme sahiptir. Vaaz irşat programlarına katılan veya ilim tedrisine talip olanlar için etkin dinleme, sohbet adabı ve verimi için elzemdir. Sohbetlerde dili sessize alıp gönlü ve zihni en aktif seviyede açmak, hedeflenen sonuca ulaşmayı kolaylaştırır.

İkinci olarak, sohbet adabının şartlarından biri de muhatabın samimiyetini,  ihlasını yanında taşımasıdır. Nitekim “Ameller niyetlere göredir.” buyruğunca niyette ihlas varsa dinleyen de söyleyen de sohbetten istifade edecektir. Etkin bir dinlemeye eşlik eden halis bir niyet gönlü de doyurur. Böylece sohbetten sağlanan fayda, davranış olarak kendini daha çabuk gösterir. İnsanı içinde bulunduğu ortam etkiler. Dolayısıyla sohbet esnasında kişiyi olumsuz etkileyecek her türlü hâl bir kenara bırakılmalıdır. Bir taraftan cep telefonu ile ilgilenip diğer taraftan sohbetten hissedar olmak çok mümkün olmayacaktır.

Hatip Açısından Sohbet Adabı

Sohbet; davetkâr, teşvik edici ve etkili bir sunumla aktarılmalıdır. Hatibin hâli, tavrı ve üslubu muhataba etki eder. Alanında uzman ve konuya hâkim olan bir hatip, dinleyiciye daha kolay ulaşır.  Sadece dinlediği bir sohbetten etkilenip güzel şeyler yapmaya başlayan insanlar vardır. Hatta “Camimizde çok sevdiğim bir hocamız vardı, her şeyi onunla sevdim.” diyen çok kişiyle karşılaşmak mümkündür. Bütün bu örnekler, dinî içerikli sohbetlerin adaba uygun bir sunumla yapılmasının sonucudur.

Malum olunduğu üzere kötü örnek, örnek değildir. İnsanları rencide edici, tahkir içerikli ifadelerle yapılan sohbetler, adaba uygun olmadığı gibi dinleyen için tehdit unsuru olarak algılanır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et…” (Nahl, 16/125) buyrulur. Davetin ilkelerinden bahseden bu ayette öğüdün güzel ve hikmetli, yöntemin de en güzel olması gerektiği hatırlatılır. Telafisi imkânsız sonuçlar doğurabileceği için kırıcı, itici tavırlardan uzak durulması gerekir. Bu noktada Kur’ani ilkeler ve nebevi uygulama belirleyicidir.

Olumlu pekiştiricilerin insan psikolojisine olan katkısı hesap edilerek muhatabı salih amele ve güzel ahlaka yönlendirecek söylemler, sohbetten istifadeyi daha da artırır.  Resulüllah’ın (s.a.s.) dilinden “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın.” (Müslim, Cihad ve Siyer, 6) sözleri de bu gerçeği işaret etmektedir.

Günlük Yaşantıda Sohbet Adabı

Günlük sohbetlerimiz de dinî sohbetlerdeki kadar ihtimam gerektirmektedir. Ayaküstü,  masa başı vb. diye betimlenen sohbetlerde de edep söz konusudur. Esasında edep, insanoğlunun her hâline yakışan en güzel aksesuardır. Bu manada sofradaki sohbetlerden tutun da sosyal medyadaki sohbetlere kadar her çeşit iletişimin adabı mevcuttur.

Müslüman için ahlaktan yalıtılmış bir alan yoktur. Mümin, ister klavye başında olsun isterse ayaküstü bir sohbete katılsın ilkeli davranmalı ve İslam ahlakını kuşanmalıdır. Günümüz insanının iletişim imkânlarının tüm zamanlardan fazla çeşitliliğe sahip olması beraberinde bir takım sıkıntılar getirmiştir. Sanal ortamlardaki gerçeklikten uzak söylemler, sohbetin kişiler arasında kurduğu bağı zedelerken toplumdaki güven duygusunu sarsmaktadır.

Kimi zaman kişiyi saatlerce meşgul eden  “sanal sohbet”  ortamları ne dünya ne de ahiret kazanımı adına kayda değer bir yarar sağlar.  Espri adına yapılan uygunsuz konuşmalar, komiklik olsun diye söylenen pervasız sözler sohbetlerin adabını bozar. Dile, göze, gönle bulaşan, inciten, kıran kimi zaman da ötekileştiren bu tavırlar, “ Ya hayır söyle ya da sus.”  (Buhârî, Edeb, 3) diyen peygamber tavrından ne kadar da uzaktır. Aile içi sohbetler, eş dost, hısım akraba ziyaretlerindeki sohbetler, tatlı anılar olarak kalmamalı, içi boşaltılmış birkaç cümleden oluşan zaruretler hâline gelmemelidir. Kültürümüz bir sohbet medeniyetidir. Günlük yaşantıdaki sohbetlerimiz, adabına uygunluğu oranında toplumsal iyileşmeye katkı sağlar.İnsan, günlük yaşantısını model alma ve model olma seçenekleri arasında sürdürür.  Günlük sohbetlerimiz de buna dâhildir. Nihayetinde onlardan da öğrendiğimiz şeyler olur. Allah Resulü’nün uzun yıllar yakın hizmetinde bulunmuş olan Enes b. Mâlik (r.a.), Peygamberimizden en ufak bir kırıcı söz duymadığını nakleder. “Resulüllah’a (s.a.s.) on yıl hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun ‘Öf!’ bile demedi.” (Müslim, Fedâil, 51)

Yanı başındaki insanlara hâl diliyle öğütler veren ile etrafındakinden nasihat almayı bilenlere bu rivayet güzel bir örnektir.  Hayat boyu edep şiarıyla hareket eden insan, camideki sohbetten de ayaküstü sohbetlerden de çok şey öğrenir. Devamında yapılması gereken, öğrendiğini yanından ayırmamak ve yaşama geçirmektir.

Diyanet Haber

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı

Reklam Engelleyici Algılandı

Lütfen reklam engelleyiciyi devre dışı bırakarak bizi desteklemeyi düşünün