Blue
Red
Green
Orange
Voilet
Slate
Dark
  • Değerli Kullanıcılarımız,
    İslami Sayfa, yenilen altyapısı ve tasarımı ile sizlere çok daha iyi hizmet sunabilmek adına büyük bir değişim ve yenilenme içerisindedir.
    Bu süreç içerisinde sizlerden ayrı kalacağımız kısa aralıklar olabilir, ek olarak kullanıcılarımız sitemizde mevcut üyeliklerine giriş yapmak istediklerinde "Şifre Sıfırlama"bağlantısını kullanarak mevcut e postaları ile bu süreci kolayca tamamlayabilirler.

HALİFELERİMİZ [Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz.Osman ve Hz.Ai. (r.a.)]

KRMUS

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Nis 2013
Mesajlar
1,794
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
52250754105939925012916.jpg
 

KRMUS

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Nis 2013
Mesajlar
1,794
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Bir defasında Medîne’de kıtlık vardı. O sırada Hz. Osman’ın Şam’dan yüz deve yükü buğday kervanı gelmişti. Eshâb-ı kirâm satın almak için yanına gittiler. Hz. Osman dedi ki:

- Sizden daha iyi alıcım var ve sizden daha fazla veren var, ona vereceğim.
Eshâb-ı kirâm durumu Hz. Ebû Bekir’e bildirip dediler ki:
- Kıtlık zamanında böyle yapması uygun olur mu?
Hz. Ebû Bekir buyurdu ki:

- Hz. Osman Resûlullahın dâmâdı olmakla şeref kazanmıştır ve Cennette onun arkadaşıdır. Siz onun sözünü yanlış anladınız, beraber gidelim.
Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman’ın yanına gidip durumu anlatarak buyurdu ki:
- Yâ Osman, Eshâb-ı kirâm senin bir sözüne üzülmüşler.
Hz. Osman şu cevabı verdi:
- Evet ey Resûlullahın halîfesi, onlardan iyi alıcı olan, bire yediyüz veriyor. Onlar bire yedi veriyor. Biz bu buğdayı bire yediyüz verip alana verdik.
Bundan sonra yüz deve yükü buğdayı Medîne’de bulunan fakîrlere, Eshâb-ı kirâma bedava dağıttı. Yüz deveyi de kesip fakîrlere yedirdi. Hz. Ebû Bekir bu işe çok sevinip, Hz. Osman’ın alnından öptü.

 

KRMUS

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
22 Nis 2013
Mesajlar
1,794
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
49
Hz. Ebubekir r.a vefatına yakin bir zamanda, Hz. Ali'ye şöyle buyurur;
-"Ey gözümün nuru dostum. Vefatımdan sonra, beni güzelce yıka ve kefenle. Resulullahın ravza-ı mutahharasına götür ve beni kapıya bırak. Ve Resulullaha deki; Ya Resulallah Ebu Bekir kapıdadır senden izin ister."
Eğer kapının kilidi anahtarsız açılırsa, beni hemen Resulullahın arkasına defnedin. Eğer kapının kilidi açılmazsa, baki mezarlığına defnedin.
Ve;
Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir' in vefatından sonra onun isteğini yerine getirir. Resulullah' dan izin ister. Ve,Kapının kilidi anahtarsız olarak açılır.
Hz. Ali, O an şöyle bir ses işitir.
"Habibi Habibe kavuşturun, Sevdiğini özlemiştir!!!"

 

Hatice-tül Kübra

Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
4 Eyl 2006
Mesajlar
7,341
Tepki puanı
0
Puanları
0
Yaş
31
Konum
.........
Ebu Bekir (r.a): "Cehennemde vücudum o kadar büyüsün ki ehl-i imana yer kalmasın." Üstadımız: "Birkaç adamın imanını kurtarmak için, cehenneme girmeye hazırım." ifadelerini nasıl anlamalıyız? Neden ibadetİbadetlerin iki yönü vardır. Biri illeti, diğeri hikmetidir. İbadetin asıl gerekçesi ve vazife oluşuna sebep olan husus, illetidir. İllet ise Allah’ın emri veya yasaklamasıdır. Böyle olunca, ibadetin daisi ve asıl sebebi Allah’ın emir ve yasağı oluyor.
Hikmet ise, dünyadaki bir takım fayda ve maslahatlarıdır. Bu fayda ve hikmetler, ibadetin yapılmasında bir kolaylık, bir teşvik için Allah tarafından ihdas edilmiş şeylerdir. Biz bu fayda ve hikmetleri, ibadetin illeti, yani asıl gerekçesi yerine koyarsak, o zaman ibadet, dünyevi fayda ve hikmetleri elde etmek için bir araç haline dönüşür ki, bu da ihlas ve samimiyete yakışmaz. Ve Allah katında da makbul sayılmaz.
İbadetin asıl sebebi Allah’ın emir ve yasaklamasıdır. Neticesi ise, Allah’ın rızasını elde etmektir. Semere ve meyvesi ise cennettir. Yoksa dünyevi bir takım fayda ve hikmetler değildir.
Kişi, namazı dünyevi işlerim iyi gitsin diye kılsa, bu namaz Allah katında değersizdir. İhlasa münasip bir namaz değildir. Ama dünyevi fayda ve hikmetler illet yerine konulmamak şartı ile zayıf ve yeni alışanlar için, teşvik ve teşci için istimal edilebilir.
Hazreti Ebu Bekir (ra) ve Üstad'ın kemali şefkatinin tezahürü olan o sözlerinde bir hata, bir sehiv yoktur. Ama bizim anlayışımızda bir hata, bir sehiv olabilir. Bu hatayı tashih için bir iki noktasına işaret edelim.
Birinci Nokta: Nasıl bir anne ve baba, evladına olan şefkatinden dolayı, hayatını feda ediyor. Hatta bütün sermayesi hayatı olan basit bir hayvan dahi, yavrusu için kendini feda ediyor. Aynı bunun gibi, Hz. Ebu Bekir (ra) ve Üstat Hazretleri gibi kamil iman sahipleri, imandan gelen şefkatinden dolayı, iman kardeşlerinin cehenneme girmesine rıza göstermiyor. Bu durum, şefkatin yüksek halini, bu cümlelerle ifade ediyor. "Anne, evladının dünyası için ateşe atlar..." cümlesi nasıl mübalağa ve hata değilse, o zatların da, o sözleri aynı hakikattir.
İkinci Nokta: Bizim imanımız yeterince kamil ve keskin olmadığından, o zatların yüksek ve parlak makamlarını ve o makamların iktizalarını tam manası ile idrak edemiyoruz. Bu yüzden kendi dar havsalamız, o gibi şeyleri işitince, abartı gibi geliyor.
Mesela, sahabelerin harp meydanlarında Hz. Peygambere (asv) gelen oklara, başını uzatmasını ne ile izah edeceğiz. Dünyada bu fedakarlığı yapan bu zatlar, ahirette neden yapmasın. ediyoruz?
 

Griş Yapın veya Üye Olun

Yanıt için giriş yapmanız veya üye olmanız gerekir.
veya

Yeni hesap oluştur

Topluluğumuzda bir hesap oluşturun. Bu işlem çok kolay!
Üst Alt